HATA

 

Merhaba.

Temiz bir giriş olsun istedim. Günümüzde meslek haline gelen blog yazarlığında 9. yılıma gireceğim yakında. Hiç bir zaman maddi kaygı ile yazmadığım için blogger gibi profesyonel ele almadım olayı. Zaten senede 2-3 tane yazınca böyle heyecanlanıyor insan sanırım 9. yıl falan diye. 2-3 tane de olsa sağlam yazılar oluyor ama şimdi bunu belirteyim.

Karmaşık düşüncelerimden tek solukluk bir şeyler çıkarmaya çalıştım diyebilirim bu yazıda.

Bu sefer, bir yeri yazmıyorum. Genellikle bir yerden dönünce yazardım, şu an ise bir yerden yazıyorum. Soğuk ile güneşin birleştiği, yerde kumların ve karşında mavinin olduğu bir sahil kasabası burası. İlham verici diyebilirim. Bu mevsimde insanı da az oluyor hem.

Yaşanmışlıklar üzerinden giden blog yazılarım, tecrübeden deneyime giden bir yol gibi kendi içimde de hayata bakış açımı anlamlandırmama yarıyor. Yapılan bir hareket ya da söylenen her bir söz bir sonrakinin de nasıl bir şekilde olacağına dair bizi yönlendirerek bu yolu oluşturuyor. Bu yolda hata yapmaktan korkmamak gerek derler fakat bunun bir düzeltmeye ihtiyacı var bence; ¨farkındalık ve yapabilirlik ile hata yapmaktan korkmamak gerek¨ diye olabilir.

Doğru ile yanlışın iç içe girdiği yaşadığımız bu dönemde, hatalarımızı ne pahasına olursa olsun sahipleniyor ve bunu yapmaktan memnun oluyor olmamız bize gerçekten faydalı bir dönüş sağlıyor mu? Genç yaşta pek çok şeyi deneyimlemek belki hayata karşı vizyonumuzu genişletecektir fakat sahip olduğumuz potansiyelin, genişleyen bu vizyonumuzu beslemesi de daha zor hale gelecektir.

Pek az insan kendini yetiştirerek hataları yapmaya hazır hale geliyor. Demek istediğim, yer yüzündeki bütün hataları yapmak için hazır hale gelmek değil -ki bu imkansıza yakın bir durum- sadece gerekli bilgi ile beslenmeden hata yapmaya hazır hale gelemeceyeceğimizdir.

Basitleştirmek gerekirse, tencereye zeytinyağını döküp altını açıp da içine pişirecek bir şeyler koymazsak en iyi ihtimalle tencere yanıp kullanılmaz hale gelecektir. Burada tencerenin ne hale geldiği nesnel bir durumdur belki fakat insanda durum biraz daha farklı. Akıl ve fikir ile beraber sahip olunan ego, tencerenin yanıyor olduğunu görmemizi istemeyecektir.

Pek çok konuda tercihler yapma imkanımızın artmasına rağmen, çoğumuz akşamında masa başında oturup da tutkulu ve istekli bir şekilde anlattığımız hayatlara sahip olmak için sabah olduğunda bunları kazanmak adına hiç bir şey yapmıyor. Şikayet ettiğimiz pek çok şeyin -mecbur olmadan tercihen yapılan şeyler için bile olsa- bir parçası olmak, yeterli bilgi ile donanmadan hatalar yaparak doğruyu bulacağımıza inanıyoruz. Bu bir yanılgı olabilir.

Bugün siyasileri ya da göz önünde olan güç sahibi insanları eleştiren kaç kişi kırmızı ışıkta usulca bekliyor ya da yol üzerindeki yaya geçidinden geçen insanlara yol veriyor? Kaçımız sevmediği kişiyi arkasından yerin dibine batırıp, yüzüne karşı gülümsemek yerine tavrını net bir şekilde belli ediyor? Sade vatandaş olarak önemsiz diye dikkat etmediğimiz şeyler birer hata olabilir fakat güç sahibi olduğumuz zaman bu karaktere işleyen davranışlar bu sefer kişi göz önünde olduğu için pek çok insanı etkiler hale geliyor.

Belli bir bilince sahip olmadan yapılan hatalar, hatayı yapan kişi toplum içinde güç sahibi olmaya başladıkça bu hatalar yıkıcı boyutlara ulaşıyor. Salt hata yapma eylemi vicdan mekanizmasına bırakılamayacak kadar hassas ve doğru bilgi edinmekten mahrum edilemeyecek kadar çift taraflıdır.

İnsanın en büyük savaşı kendisi ile olandır derler ya, bu kesinlikle doğru. Marifet, hata yapacak kadar vizyon sahibi olmak yerine; vizyonu besleyecek kadar bilgi sahibi olmaktan geçer.

Bu fotoğraf da, şu an olduğum yer.

Hadi hoşçakalın.

Levent Kopuz

Screen Shot 2015-12-28 at 20.17.44

 

 

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>