Blog yazmanın çok popüler bir hale geldiği bu günlerde 4 seneden beri çok sık olmasa da tuttuğum fotoğraf bloglarına benzer çalışmalar görüyor olmak mutluluk verici bir durum. Hatta geçenlerde Dizüstü Edebiyat adında bir etkinlik de düzenlenmişti. Burada da vurgu yine blog kültürü üzerineydi. Bağımsız ve özgür düşüncenin çok pratik ve anlatılabilirliği yüksek bir biçimde dışa vurulması en büyük etken olsa gerek bu popülerlikte.

Fotoğraf blog’ları biraz daha aradan sıyrılıyor bu üreten fabrikanın içinde. Metinden önce görsel yerini alıyor ve metinler görseli destekleyen bir nitelikte oluyor. Hayal gücü bunların hepsini beynimizin bir taraflarında şekillenmesine yardımcı oluyor ve bu üçlü mekanizma işte, insanı yeni bir şeyler üretmede harekete geçiriyor.

Bir de şöyle bir şey vardır fotoğrafta, ” Ben bugün bunu çektim ! ” anlayışı. Bu anlayış da yer yüzünde her gün çekilen milyonlarca fotoğraf arasından, ” ben de bu tuğlayı duvara koydum ” demektir. Paylaşımın fazlası bazen gürültü kirliliği oluşturuyor olsa da ne istediğini bilen insan istediği şeyi aradan çekip çıkarır. O yüzden bence bu işin en etkileyici kısmı, bir sanat veya mühendislik eserinde herkesin kendi sınırları dahilinde farklı şeylere ulaşabilmesidir.

Fotoğraflara ise geçmeden önce söylemem gerekli ki, daha çok blog yazmalıyım. Bunu elimde bulunan görseller bana söylüyor. Mesela en son ki Ortadoğu Blog’u için fotoğraflar hazır ama bazı nedenlerden ötürü sadece dosyanın içinde duruyorlar.

Fakat blog fotoğrafları dışındaki koleksiyon fotoğraflarıma buradan ulaşabilirsiniz: http://www.flickr.com/photos/leventkopuz/collections/72157621634548063/

Geçen gündü… 5D’nin ucunda bir Nikkor 55/1.2 ile…

Araç alışkanlığı güzel bir şey evet ama ehliyet almama isteğimin en büyük nedenlerinden biri toplu taşıma ve toplum olgusundan uzaklaşacak olmam. Üsküdar minibüslerimizin çok tarz şoförleri vardır, onlardan biri.

Güzel Çengelköy’ün en eski çay ocaklarından birisi.

Halen daha ” normal ” bir düzenli hayata geçememenin verdiği sıkıntı ile kahvaltılarımı aksatmadan yapmak zorunda kaldığım yer. Yeni açıldı ama fena değil döner-pilav kombinesi.

Beşiktaş motorunu bekleyen seyyar esnaf amca.

Beşiktaş motorunda arkada oturmak makbuldür. Arkadaki yeni vapurlarda ise isekele tarafında arkada.

Akaretlerdeki ufak işlemin de olumlu geçmesi ile beraber bir kaç saatimiz vardı. Saatimiz derken de fotoğrafa yeni başlayan arkadaşım Burak’tan bahsediyorum. Hatta onun da şöyle bir galerisi var: http://www.flickr.com/photos/50665237@N04/

Modern mimari mi yoksa çıplak duvar dokusu bana bu huzuru veren kestiremiyorum. santralistanbul ile başladı herşey.

Kaybolmak ?

Beşiktaş arka sokaklarında iddaalı bir esnaf yazısı daha. Alt kısımdaki ” LÜTFEN SORUNUZ…” kısmı acaba, ” belki de yoktur emin olun ona göre ” anlamını taşıyarak insanlarda şüphe uyandırıyor.

Çok renki manav. Ne kadar da pahalı fiyatlar.

Daft Punk !!

Yine bir çember çizdik ve Üsküdar’a iş çıkışı insanlarını getiren vapuru yakaladık. Herkese bir haller olmuş. Bu Üsküdar vapurlarında, vapur yanaşmasına 3m kala bazı insanlar uzun bir atlama yapıp iskeleye sonra da 100m’yi 9.68sn’de almaya çalışırmışcasına koşarlar. Hayranlıkla izlerim onları. İçimden de hep ” metroplitan gerçekleri ” diye bir cümle geçer…

Sonrasında NTV-tarih.

Haydi gençler bu gece cmt. Göreyimi sizi !!

L

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>