Geç keşfetmiş olduğum bu kadının, bu kadar derin ve tutkulu bir şekilde insana sevişme dürtüsünü çağrıştırıyor olması muntazam bir durum. İlk dinlediğim anda belki de tutku ve sevişmenin en son yaşanacağı, en alakasız ve saçma bir yerde olmama rağmen, müziği duyduğum ilk saniyeden itibaren tutku ve sevişmekten başka hiç bir şey çağrıştırmadı bende. Tekrar tekrar dinledim..
Sonra, hayat denen şey algılarımızı açtığımız kadar bize bir şeyleri veriyor ya, işte bir kaç gün sonrasında bir odadan bu kadının sesi geldi. Müziğin tam karşısına oturdum, bir masa, kırmızı objeler, masadan biraz ayrı düşmüş bir masa sandalyesi ve masanın üstünde yanan bir sigara. Bu sahnede biraz gölgeler ve karanlıklar vardı. Yanan sigaranın dumanı, masanın yanında ayakta duran abajurun ters ışığından dans eder gibi görünüyor ve şarkı ile bütünleşiyordu. Ve bu sahnede tek bir eksik vardı, sol tarafta karanlığın içinde kaybolmuş saçları dağılmış ve yarı çıplak bir halde sigarasından nefes çeken bir kadın. Ben ise olmam gereken yerde, müziğin tam karşısında oturuyordum;
Bu kadının adı Mylène Farmer. Fransa’dan çıkmış en ateşli hatunlardan birisi..
Tutku denen şey.
L

No Comments »
No comments yet.
RSS feed for comments on this post. TrackBack URL