Yeni bir uygulama başlatıp, bundan sonra her blog girdisinde fotoğraf daha doğrusu görsel üretimleri içerik alan faydalı link’ler vereceğim yazının sonunda.
Televizyonunu yeni açanlar için ise belirtmek gerekir ki; şu anda bulunduğunuz blog 2007′den beri aktif halde olup içerik olarak fotoğraf temelli ve onları destekleyen metinlerden oluşmaktadır.
Genellikle gündelik hayatın, kendi bakış açımla gördüğüm sahnelerini barındırır fotoğraf olarak. Alt metinler de, bunlar ile bazen alakalı bazen de alakasız ama anlamlı şeylerdir.
Peki ¨sen kimsin ?¨ diye soranlara da, cevap buradan gelsin; http://about.me/leventkopuz
Bu yazıda ise geçenlerde Karaköy’den Galata’ya çıkan Tünel’e alternatif bir yol üzerinde çekilen detay fotoğraflar var. Çok da fark yaratan fotoğraflar değil fakat hayatta her şeyi de farklı olmak ve fark yaratmak için yaptığımız söylenemez herhalde. Paylaşmak bazen su kadar basit ve komplike bir şeydir aslında.
Karaköy Tramvay durağında indikten sonra karşıma çıkan bu sahne. Bu ağaç, tam olarak durağın arka tarafında 20m ileride ve orada olmaması gereken bir ağaç gibi. Bu kadar sıradan bir fotoğrafa anlam katmaya çalışmıyorum. Ya da çalışıyorum.. Yine de bu ağaç farklı.
Karaköy. Burada güzel olan şey, binanın üzerine düşen gün batımı yansıması. Bu arada fotoğraflar, saatleri geri almadan önce çekilmişti.
3 tane durağan olmayan canlı. Sırf bu yüzden binaları daha çok seviyorum insanlardan.
En başta bahsettiğim, Galata’ya çıkan yolun başı. Tam olarak, Tünel’in yanından Bankalar Caddesi’ne doğru..
İyisinden bir fiyat etiketi. Tamamen doğal yöntemler ile gayri-resmi bir etiket.
Baret takılıyor artık sokaklarda. Doğu’da ise insanlar depremden hasar almış binalarda yaşamaya zorlanıyorlar.
Çamurdaki bir yansıma gibi.
Burası da tam olarak, Bankalar Caddesi’nin sonundan sola yukarıya doğru giren sokağın başı. Tabelayı takip..
Bana eşlik eden bir adam. Normalde bu fotoğraf siyah/beyaz olmalıydı fakat akışı bozmaması için dokunmadım.
Çıkarken solda.. Bu şehir nasıl bir şehir. Toplumdaki kültürlerinin farklılıkları mı yoksa insanların umursamazlığı mı bu kadar farklı iki binayı yan yana getirmeyi başarmış. Ya da yerel yönetimler mi..
A Takımı’nın arabası.
Siyah uçan balonlar. Fitili ateşlenmiş bir siyah bomba. Balonlar gözetliyor, kimlikleri belirsin fakat görüldüklerinin farkındalar.
Evet, bu yazıda pek insan fotoğrafı yok. Ki yazı, Karaköy’den Gatala’ya çıkan bir sokak üzerine kurulu.
O yüzden bu yolun ortasından fırlayan bu sarı şeye fazla takılmayan.
Bu bir cevizin dış kabuğu olsa gerek. Apartmanın önünde.
Sokakların paylaşım alanları olarak en özgür şekilde kullanılması bu sanırım. Gözlerden uzak, bir anda ortaya çıkan bir düşünce ve duvarda can bulması. Neyse ki muz zamanı geçti.
Görmesi elinden alınan bir kişi. Ya da gördüklerinden dolayı artık hapiste olan biri. Ya da beyninin renkliliği ile gerçek olan dünyayı nasıl gördüğü arasındaki farkın farkında olmayan biri.
Şüpheli poşet.
Napoli gibi.
Tabela devam.
Kedilerin olması gerektiği yer; sokaklar. Ev kedilerini, sahipsiz ya da hasta diye evlerine kapatan insanlar var bu şehirde. ¨çok hastaydı¨ ¨çok yalnızdı¨ diye eve hapsedilen kediler, iyileştikten sonra sanki ait oldukları yerlere bırakılıyor. Özellikle genç kızların, onlara içsel bencil çıkarları ile evlerinde beslediklerini düşünürsek. Zavallı hayvanlar insanlar gibi davranmaya başladılar.
Galata Meydanı’nda sonunda. Sakin bir ortam, hava biraz serin ve ortalık sakin. Bir şeyler okuyacak kadar sakin.
Şişhane’ye giden sokak. İki turist genç. Ya da değiller. Artık buraya gelip yerleşiyorlar turistler de. İstanbul eski yüzyıllardaki imajına kavuşuyor tekrar. Keşfedildikçe kendine yeni hazineler katan bir şehir burası. İyi tarafından bakın bir an için!
Aynı sokakta sağ tarafta.
Balkonın kapısı açık kalmış. Pencereler de.. Yaşanmışlık hissi ama bir o kadar da belirsizlik. Zamanın boşlukta kalması gibi. Yansımalar da takip ediyor..
Burası anlatması zor bir yer. Hatıradan fazlası. Hep hatırlanmayı hak eden bir sahnenin cereyan ettiği bir merdiven. Olması gerektiği gibi acısız şekilde sona eren bir duygu yoğunluğu. Geride özlem bırakarak..
İnsan davranışlarını izlemek, hem de herkesin onları izlediğini düşündüğü yerde herkesten daha farklı bir göz ile onları izlemek.. Onlara açıkça ne yaptığını söyleyerek, onların seni anlamayacağından emin olmanın verdiği güven.
Fizik. Akışkanların mekaniği.
Ve sonunda, malum kişi ile buluşmadan önceki son bekleme yeri. Başka bir merdivenlerin olduğu yer.
Bu arkadaş da annesine poz veriyordu. Alakasız merdivenlerin olduğu yerde, alakasız bir surat ifadesi ile. Hemen sonrasında bana laf atmamış olsaydı, tamamen kişisel nedenler diyecektim bu poz verme olayına. Neyse ki, fotoğrafını çektiğimin farkında değildi.
Soldaki benim dizim.
Ve evet, link arşivinden bir link seçmenin zamanı şimdi; Buenos Aires’den Diego Levy – http://www.diegolevy.com/
Aydınlanma ile..
L





























No Comments »
No comments yet.
RSS feed for comments on this post. TrackBack URL