Bu akşam Yaşar ile Galata’da bir yerlerin açılışının bir parçası olduktan sonra ¨nereye ? nereye ?¨ soruları ardından ¨haydi Asmalı’dan bir geçelim..¨ gibi, klasik bir öneri atıldı ortaya.
Kamondo Merdivenleri’nden yukarı, sonra biraz daha yukarı. Kule’nin dibinden sağa ve düz ileri. Ortalık soğuk, sokakta insanlar az. Sağdan solda müzik sesleri dışında bir ses yok. Doğan’ı da geçip, tekrar soldan yukarı ve aradan bir giriş Asmalı’ya..
Asmalı ise, bom boş. Boştan da öte, ıssız. Neye göre; geçen sene aynı zamanlara göre..
Az daha ilerledik ve aklımdaki yere, Bezgin’e yöneldik ki dışarıdaki oturma yerleri yok. Onlar da ıssız. ¨Hmm tabii ya!¨ dedim içimden ve eve gelince bu fotoğrafları hatırladım-hatırlattırıldım. Blog’ları yazılacak olan fotoğraf klasörlerinden birindeydi bunlar.
Ve artık bu parçalar da, tarih sahnesindeki yerlerini aldılar böylece.
Fotoğraflar, geçen yazın bir akşamında ve akşamüstüsünde çekildi. O zamanlar, oraların ne ıssız olacağı hakkında bir bilgi ya da bir öngürü vardı.
Sadece belgelemeye yönelik bir yaklaşımdı. Sanki, belki de bir daha bu imkanım olmayacakmış gibi de yapmışım. Oturduğum yerden, kimsenin farketmeyeceği şekilde…
Ortaya çıkan fotoğraflarda, Asmalı ambiansından çok, oradan geçen insanların ambiansı oluştu fakat; onlar da oranın bir parçasıydı neticede.
Bu arkadaş biraz farketmiş gibi. E tabii, kamera biraz iri olunca!
Kızın çantası konu burada.
Hiç farkında olmasak da, orası bir sokaktı. Hatta öyle bir sokak ki, ortasından geçerken yanlışlık ile telefonunu cebinden çıkarmak için yavaşlasan arkandaki insanın sana çarpacağı bir sokak.. Ya da pardon bu bir sokak değildi, açık hava restaurantıydı.
Şimdi bir sokak sanırım artık.. Issız ama tekrar can bulacak bir sokak. Çarpışmadan..
Genel bir durumdur, yüzlerce insanın geçtiği sokaklarda o kadar az kişi kafalarını kaldırıp da yukarı bakar ki.. Yukarıdan aşağıya bakmak daha zahmetsiz bir şey olduğu içindir herhalde.
Kıyafetin rengi.
Ve bir çarpışma anı daha.
Tamam, itiraf ediyorum; meselenin başlangıcı Asmalı’dan geçen insanlar değildi. Bu kızıl hatundu. Sigara içişi falan iyiydi..
Fakat bu fotoğraflar, tamamen Asmalı’yı belgelemek adınaydı.
Hep mi gözümüzden kaçmış ya da hiç mi rahatsız etmemiş bilmem; dükkanın masaları yetmemiş, geride kalan ve insanların yürüyerek geçeceği bölgeye bile sandalye atmışlar. Bunu da yeni fark ediyorum.
Ve mimarisi.
Açık hava restaurantı.
İşin bir güzel yanı daha, bu kadar insanın gideceği alternatif mekanların açılması Asmalı ve Galata taraflarında. Çeşitlilik, kaliteyi getirir neticede.
Bu da en sevdiğim masaydı benim.
İyi geceler.
L
























No Comments »
No comments yet.
RSS feed for comments on this post. TrackBack URL