Yeniliklere açık olmak, sanırım kozmosu da fazlaca uyardığı için tepkisi büyük ve şiddetli oldu. Olaylar değişti biraz. Neyse ki fotoğraf çekmeye devam ediyoruz..
Şükretmek gerek ki var olmanın farkındalığı içindeyiz. Bazen gölgemizde kaçtığımız keşke içimizdeki korkuları da kovalıyor olabilsek.
Neyse ya, burada mevzu fotoğraftı değil mi.. .Hep Schopenhauer yüzünden.
Bir de itiraf edeyim, halen daha bu blog’a bir başlık bulamadım. Hiç bir şeyi çağrıştırmıyor bana içerik. Neyse patlatırız bir şey yine de. Hah buldum! Çok geyik ama kafası var.
Fotoğraflarda pek çok kanat, bulut ve mavilik görebilirsiniz. Bunun, son iki haftada altı kere uçak denen araca binmiş olmamla bir ilişkisi olabilir.
Tekrar hatırlatayım, fotoğrafların hepsi analog alet Nikon F3 ile çekildi. Zaten yakında blog’da analog fotoğraf çoğunluğu ele geçirecek vaziyette gidiyoruz..
Kadıköy’den Sirkeci’ye. Yine fotoğrafik mevzular. Baskı, makine, fatura, sohbet, sanat-sepet gibi..
Gece otobüsü.
Bizim cadde. Kaldırımları da bir hayırsever yaptırmış. Artık çeşme demode oldu herhalde ama olsun afferin ona, iyi yapmış.
Sonra birden bir uçaktayız.. Alakasız biliyorum, bu blog’da fotoğraflarda bir kronoloji sıkıntısı oldu. Bunun nedeni de yeni kullanmaya başladığım hardware ve software sistemimdir (mac). Kusura bakmayın.
Koltuk.
İzmir’deki havalimanı. Yarı açık-yarı yazlık bir havalimanı.
Çeşme Chill-Out’dan. Bu İzmir’liler… Eğlenmeyi bilmiyorlar, sadece lak lak.
Hep dikkatimi çekmiştir bu bagaj alım muhabbetlerinde insanlar birden normalden çıkıp, geriliyorlar. Strese giriyorlar resmen. Sanki 15 yıllık bir tanıdıkları hapishaneden çıkıyor..
FG Team ara transfer planı yapıyor-uz.
Bunun renkleri 90′lara kaymış gibi.
Kanyon kafaları.
Köprü altı dedikleri yer işte.
Denge muhabbeti. Çok komik bu ya. Çocuk takıyor bilekliği sonra kız da itiyor falan çocuk kendini kasıyor sonra düşmüyor. Hoş şeyler tabii. Yine de fir-tex’dir bu olayın tek gerçek yanı.
Adam çok hararetliydi. Çekerken bile kalkıp gelecek dedim ama o hararetten farketmedi bile.
Buraya gidiyordum işte.
İşte! yeniasmalıdüzeni.
Huzur dolu bir kahve içme noktasından metro girişi. Noktayı bulana benden kahve!
Avize.
Yine iç hatlar. Beni bekliyor bebek orada.
Bunu demedim.
İzmir’de beklerken tekrar.
Bazen denizden görürsün, anlarsın. Bazen de gökyüzünden.
Arada kaçıyor işte böyle deklanşör saçması. Doğan Apt. olsa gerek soldaki.
Sıçtım sanat.
Nikon F3′ün mükemmel HP özelliği. Biraz netlemek sıkıntı oluyor sadece o kadar.
İstanbul Modern. Fotoğraf çekmek yasak bilginize.
Bu iki fotoğrafı da Yaşar’a ithaf ediyorum.
Yaşar, bu da sana baba.
Sanat Limanı. Modern’in yanında. Arada gitmekte fayda var ama çok durmamak gerek içeride.
Doğal çerçeve.
Gece metrobüsü.
Otelden her an kabarık saçlı bir hatun çıkacak gibi. Nerede 70′ler.
Bir zamanlar karne ile alınan ekmek.
Düşünüyor.
Kuledibi. Galata. Arkada da polis.
Üsküdar Meydan. Gece kuşları.
Yalandan tripler.
Kafandaki gözlüğü…
Yine havalimanına. Maviler iyimiş.
Bilmeyenlere duyurulur, havalimanındaki ilk kontrollerde kemer çıkarma zorunluluğu kalktı. Hatta yakın gelecekte ilk kontrol de kalkacakmış.
Kapılar.. 3ler 5ler 7ler…
Sızmış.
Bu da sızmış.
Yine bir blog’un sonuna geldik arkadaşlar.. Bizi izlediğiniz için teşekkür ederim..
İftara 4 saat.
L



















































No Comments »
No comments yet.
RSS feed for comments on this post. TrackBack URL