eminem’in yeni albümü ile birlikte kafamda harmanlanan bu fotoğraflar..ritimler..özlemişim adamın sesini..
yaşlanıyoruz..
11.Uluslararası İstanbul Bienal’i Antrepo No.3,öncesinde Tophane’nin karşısında ara sokakta çok güzel bir kahvaltı yapma yeri.
Ve Melis.Bienal kitapçığı ile birlikte..
diğerleri de gelince..İstanbul her şeyi ile her semtinin görülmesi gerekilen bir şehir.
hararetli bir tartışma ve “insan neyle”. gölgelerinin üst üste düşüşü !!
karşınızda tam bir fotoğrafçı duruşu var.kimse öğretmese bile doğal bir zihinsel süreç ve fotoğrafçının bu duruşu.yani dizlerini de kırabilirdi ama bel ve boyun sadece.
hastaneden gelen insanlar..
içeri girdikten sonra ilk dikkatimi çeken şey.genel olarak söylemek gerekirse antrepo’da ortadoğu rüzgarları var..tabi bu da Suriye planımın iptal olmasının üstüne gelmesi güzel oldu.fakat medeniyetin doğduğu yerleri orada hissetmek bile güzeldi.
Yaşar’ın sanat anlayışı. ^^
Da Vinci’nin çalışmalarını tersten yazışı gibi yazmalar vardı duvarlarda,zekice bir düşünce ama pek de işe yaramamıştı..
?
less is more..
onlarca fotoğraf.
http://fc02.deviantart.com/fs23/f/2007/312/9/7/equinox_by_lkopuz.jpg gibi.
sanat’ın sorgulanamaz olduğunu düşündüren bir fotoğraf.en azından bienal’ler için.toplum için olanı insanın beyninden uzaklaştırıp da tekrar insanın beynine yalnızlık ile bütünleştirmek ne kadar da değerli bir şeydir.
bunun pozlamasına bayıldım.
for a girl who is far-far away.. ^^
bana ilham veren şey.
burası en etkileyici yerlerden biri antrepo’da.saatlere kadar dinlenebilir o konuşmalar.
sonrasında Cihangir..
Antrepo No.3′e tekrar detaylar için gidecem,sonra da diğerleri gelecek..
İstanbul en güzel zamanını yaşıyor bu aralar,sanat ve hayat.
belki de uzun zamandır alamadığım hazzı aldım bu fotoğraflar ile.eğer belgesel ile aranız iyi ise fotoğrafçılıkta tek başınıza her zaman için daha sessiz fotoğraflar çıkıyor bundan şüphe yok.
öne veya geriye adımlar atmak tamamen sizin elinizde ve bunu yalnız yapmak aslında sizi şehirdeki insanlara yabancılaştırıyor.
buradakiler gibi..
önce kadıköy-sirkeci-karaköy-galata-meydan.kısa bir rota gibi ama daha çok vaktim olsa yüzlerce daha fotoğraf çekebilirdim.
kadiköy’de otobüsten sonra..favori sokak lezzetlerimden biri Şöhretler Büfe ve İbrahim Abi.
karaköy vapurunu beklerken karşımda Elif.woohoo’nun gitaristi.O da provaya gidiyormuş..güzel insanlar..
vapurun üst katı ve kış güneşi.hayatta tutan şeylerden birisi ve Emin..bana hatırlattığı o şey..
bu fotoğraf da dokusu ile farklılaşanlardan bir tanesi ama sevdim.her cm’nin bir tercih her saniyenen yüzde biri bir karar olduğu fotoğrafta sadece bu fotoğrafın benim dikkatimi çekmesi.. tercihlerin hepsi..
bir kaç sn sonra fark etti beni.çok geçti artık tabi ki.ve nereyi izlediğini anlayamadım,yukarıdaki oltaların hemen arkasında.bir tanıdığı var gibi de durmuyordu,durum düşünmek için de doğru yer mi bilmiyorum..
6 gözlü kocaman tek bacaklı uzaylı.
ve bu fotoğraf..
bu fotoğraf da benim komando merdivenlerim olsun.”koşan komando” hatta.
sanıyorum ki bütün Avrupa’da olan kedilerin sayısı İstanbul’daki kadardır.bütün Türkiye’deki köpeklerin sayısı da Paris’tekiler kadardır.
burası da bir özerk kedi prenslik bölgesi.kedi açılımından ileri gelerek.
sinema sahnesi.
bu adam beni fark etti fakat bakmadı.fotoğraf çekmemi istediğinden değil bence sadece keyfini bozmak istemedi,okuduğu şeyden kopmamak.
ne kadar da eski bir yer..
insanların telefonla konuşurken ki ifadeleri dikkat çekici gelmiştir hep.
her baktığımda sırıtıyorum.bu da nedir böyle =)
tünel’e 3 adım kala..
bu fotoğrafta 2 sahne var aslında yapmamak gerekli ama rahatsız etmedi beni.ben soldakine odaklanmıştım sağdaki de fena değildi.
doğum günü ışıklarım.
bu muzlar bir yayın ucuna bağlı bir şekilde durmadan zıplıyorlardı yukarı aşağı.ne kadar da yaratıcı.
gerçek indirim.sonunda birileri farkına varmış olayların sanırım.
ve iş çıkışı o adam.eski fotoğrafçı günümüz avukat adayı.gezi’de yorgunluk kahvesi..
Kabataş’da son motor ve Çengelköy’e doğru..tabi buradaki sahne de filmlerdeki gibi bir şeydi.
bir şeyleri özel yapmaya çalışan cici insanlar.
her saniye her sahne bu şehirde insan kendisi ile baş başa kalsa bile tek bir kamera yeterli bence..
L.
güneşin son günlerinde ince ve ben..
ne yaptığı bilinmeyen bir adam..klasik burger king fotoğraflarından biri gibi duruyor aslında ve evet onlardan biri..ama ne yaptığı anlayamıyorum,elinde birşey var ve onu seviyor..
ilk durak,babataş.yine telefon kulağında birşeyler karıştırıyor.muharrem abi ve benim tamirdeki lensim.o da rafta duruyor.
hayyam’daki en sıcak ve samimi sohbetleri bulabileceğiniz yegane mekan burasıdır.
hatta hayyam’daki en güzel kızlarında alışveriş yaptığı yer burasıdır,ne hikmettir anlayamadım bunu tabi…
ince yine takılıyor.
of,buna söyleyecek bir sözüm yok.çok ayıp çok.
2. durak kristal color.hp5 vardı yıkamaya verdim ve sonuçların bir kısmı da facebook’ta var
http://www.facebook.com/album.php?aid=308853&id=579560067&l=066a005b26
ali abi de orada..sirkeci’de fotoğraf camiiasında vazgeçilmez yerlerden biridir.severim orayı pek çok.
3. durak,bora nam-ı değer cadrage ve hayranları ^^ o da bizden biri.
4. durak’a doğru giderken galata köprüsü.20mm ile çekildiği için oldukça uzak kaldım ama alışmak zaman alıyor bu lense.daha önce sık kullanmadığım bir perspektif ve bunu günlük yaşamda öngörerek kullanmak kolay değil.
mesai bitimi bankacıların kendilerini dışarı atma sahnesidir bu.tam da gideceğimiz bankalar caddesinden.
3,5. durak !! ramazan’da iftardan sonra yapılacak en güzel şeydir.
garip’tir ki insanlarımız karaköy ve çevresinden alışveriş yapmak için uzak durmayı seçiyor.yerlilerden çok yabancılar daha çok birşeyler alıyor ama buralar turistik yerler değil.
sultanahmet’i anlarım ama galata yarım adasının sahil kesimleri..
bak işte adam biliyor işini ^^
devam..
tophane’ye çıkan yollar..
bu sonbahar ve kış sanat’a doyacaz !!
11.Bienal’ın açılışından 1 gün önce.
Program gayet güzel,en kısa zamanda topluca çıkarma yapacaz !!
eski günlerdeki gibi..
4. son durak..hatta gün’ün asıl olayı..
“sanat için bekleme” adlı çalışmam ^^
sumaHan’da BoltArt buluşması..güzel insanlar güzel duvarlar..
Károly Aliotti,BoltArt editorlerinden biri..güzel insan..
Ayşe,bizi ilk karşılayan insandı SumaHan’a girdiğimizde..
harika bir yer ! yeni ve görülmeye değer..
olması gerektiği gibi..
sonlara doğru tekrar ince..
boş sokaklarda bankalar caddesi ve 20mm..güzel lens,aldığıma değdi..
kimsenin olmaması,sessizlik ve sarı ışıklar..uzun zamandır ihtiyacım olan şeydi..
komando merdivenleri de buna ayak uydurdu ve karşımda..
kepenkler inince İstanbul’un bazı yerlerinde başka görüntüler geliyor..sarı yumruk gibi ya da bunun gibi !
bu saatlerde gezin karaköy civarını,bambaşka oluyor..
Çengelköy’den
L.
yaz bitiyor..sonbahar tekrar..ve yapraklar..tv’de basket masada doors..
karşıda bir yer..
3 bardak
ince düşünülmüş “son akşam yemeği” masada herşey tamam.
neler sığmaz ki o çantanın içine.
koşan atlar…
bunu büyük izleyin bence.bu kadar mı güzel olur bir lens. nikkor 35 1.4 AI
ışık fazla gelmiş fakat iyi de olmuş.
daha az kelime daha çok fotoğraf var artık işlerimde..
“eylül’deki değil..” ^^
L.
güzel ve özel bir ay..
guzel ve özel bir gündü..
iftar’a doğru,uzaklardan gelen Serdar ile..
sahilden giderken,35 1.4 nikkor ve 5d
biraz hayal biraz gerçek..söylenecek sözler var aslında..
sanki çok fazla söyleyince tükeniyormuş gibi geliyor,defalarca tekrar etmek gerekli bu müthiş şehrin güzelliklerini..kuzguncuk’tan boğaz suları..
son dakikalarda gelen iftariyelik..
1 saatten fazla sonra..gerçek bir iftardı gerçek bir dost ile gerçek olmayan şeylerin gölgesinde..
bazen kalbinin sesini dinlememen gerekli..ve bunu unutmamak..
açık büfe tatlı’sı olan bir yer,gayet iyi..
başladığımız gibi..
































































































