Tag Archives: eser

Contemporary diye yazılır, Koun-tem-poö-röri diye okunur.

Bu yazı da kısa olacak, bir önceki Fashion Week yazısı gibi. Korkmayın. Sosyal medyada artık ne kadar kısa olursa o kadar makbül oluyor mevzular. Biliyorum. Makbül değil de işte kabul edilebilir.

Geçen haftasonu Çağdaş Sanat Fuarı’na gittim. cpi 2013 diye de kısaltılıp yazılıyor. Bu ABD’nin dünyaya kattığı güzel şeylerden biri de, her bir şeyin baş harfleri ile kısaltmasını gündelik yaşama kadar sokabilmeleri.

Neyse gittim işte geçen haftasonu cpi’a. Her sene giderim zaten. Ben gitmeyecem de kim gidecek. Sanat sepet ile uğraşıyoruz ya hani o yüzden. Bu sene biraz daha organize ve katılım yelpazesi genişlemiş olarak gördüm cpi’u.

Sanatın toplum için yapılması gerektiğini deli gibi savunan biri olarak, bu durum hoşuma gitti diyebilirim. Neden peki bunu savunuyorum çılgınlar gibi ? Çünkü, fuardaki eserlerden biri olan; dünyanın en çok bilinen bir tablosunda SADECE tablodaki kadının kafası yerine bugünden bir kadın kafası koyarak geçmiş ile gelecek arasında bir çeşit süreklilk oluşturup çok derin altmetinler yazarak eseri bir şahaser gibi lanse etme çabasını toplumun daha iyi görmesini sağlayabiliriz bu şekilde.

Bahsettiğim eseri, fuarı dikkatli gezenler görmüştür. Daha fazlasını merak edenler, Instagram hesabıma bakıp eseri de görebilirler. Fotoğrafını çekmiştim.

Bu iki noktaya değindikten sonra içeriyi turlarken çektiğim fotoğraflara geçelim. En çok dikkatimi çeken ya da daha popüler bir tabirle, radarıma takılan çalışmaların fotoğrafını çektim.

Aslında son bir rahatsız edici konu var o da şu, değinmeden geçemeyecem; ya bu yılın 362 günü ortalarda çok yaratıcıyım, şahaneyim, müthişim diye gezinen tasarımcı ve sanatçı olduğunu sanan insanlar neden 3 gün süren böyle bir fuara gitmez anlamıyorum. Kopyala yapıştır yapmak için Hindistan’a ya da Londra’ya gitmeye gerek yok işte hani. Ayağına geliyor, gel kopyala / yapıştır. Hem daha ucuz yollu. İlla London Eye’ı Instagramına koyacaksın değil mi.. Neyse..

DSCF4121

Çağdaş sanatı seviyorum çünkü, ciddi anlamda şaşırtabiliyor insanı. Bu şaşırma etkisini görüyoruz bu üstteki fotoğraf evet arkadaşlar.

DSCF4123

Tam yürüme alanının ortasında duruyordu. Estetik rahatsızlık da akılda kalıcı ve popüler hale geldi ya işte günümüzde malum. Bkz: Miley Cyrus

DSCF4125

Analitik düşünce yapısına ve insanlara karşı olan saygı dolu yaklaşımına değer verdiğim Murat Germen’in eseri. Üstteki.

DSCF4126

Yağlı boya tablolarda, kabartma ya da gerçek 3. boyut diyelim sık kullanılan bir teknik olarak gözüme çarptı.

DSCF4128

En sevdiğim eser fuar’daki. Hem doku hem de içerik bakımından. Sanatçısının adını hatırlayamıyorum şimdi. İsimler ile aram iyi değil. Yazmam gerekliydi aslında. O fotoğraftaki yer İstanbul’daki Bebek semti.
DSCF4129

Şimdiii, burada bir duralım. Bu içi boş çerçeve çalışması için sözü Cüneyt Özdemir’e bırakıyorum. Aslında bu tip dışarıya link verme olayı yapılmaması gereken bir şey fakat bu içi boş çerçeve ve çağdaş sanat ile alakalı hatta eserin sahibi Bedri Baykam ile alakalı okumanız gereken şeyler bunlar.

Sonradan blog’a dönmeseniz de olur yani. En kötü işte süper ötesi müthiş fotoğraflarım ve cümlelerimi kaçırmış olursunuz.

İşte o yazıya giden Link

DSCF4130

Galerilerin dizilimi ve sunum alanları gayet başarılı idi. Işıklandırmalar da keza gayet profesyonel idi. Hatta Audi falan cpi’a sponsor bile olmuştu. Tabii bir Mercedes değil yine de.

DSCF4131

Sevimli ufak. Güzel giyinmişti.
DSCF4132

Karışık teknik ile – ki bence tükenmez kalem bile olabilir içinde – çizilmiş bir Haliç manzarası. Renk uzayını ve perspektifini sevdim bunun.

DSCF4133

Bu da Kadıköy’deki Alkım Pasajı usulü satış pazarlama tekniği.

İnsanların tripleri çok iyi burada. Bazıları gerçekten ilgili, bazıları gerçekten ilgisiz ama aslında ilgili, bazılarında ilgi kavramı yok bazıları ise mevzuyu kaçırmış. Bu fotoğraftan bahsetmiyorum, genel atmosfer.
DSCF4135

Bunu da sevmiştim. Doğal ve ana akıma ait değil.

DSCF4136

Genel bir kare ile bitiyor blog. Dediğim gibi kısa ve bütik bir yazı. Bütik… Neyse. =)

Bir genel yorum daha yapayım öyle akıtalım roll caption’ı. Türk sanatçılar olarak, teknoloji ile olan uzaklığımız konuların içerik, üslub ve sunum şekline etki ediyor. Batı’daki işlerin gerçekten seçtikleri konular ve anlatım teknikleri modern teknolojiye çok hızlı ulaşabildikleri için daha alternatif ve birbirine benzemeyen ürünler ortaya çıkartıyor.

E bir de tabii Da Vinci tablosuna 2013 kadını kafası yerleştirmenin bu konu ile alakası yok yine de..

Sevgi ve saygı ile.

Levent