Tag Archives: fez

Fas Diyarları..

 

En başta şunu söylemem gerekli; 6-7 yıldır yazdığım Blog’umun arşivi ( yaklaşık 100 tane bu genellikle bu uzunlukta girdi ), geçen gün yapılan bir hata nedeni ile geri dönüşü olmayacak şekilde uçtu gibi görünüyor. Geri dönmesi için şu an uğraşılıyor. Yazılar kurtarıldı da fotoğraf bakalım.. Eğer kurtarılmazsa bu blog’lar, bu yazdığım blog yeni bir başlangıç olacaktır benim için. Her şey de bir hayır vardır.


Ve Fas..

Uçsuz bucaksız çölleri, kumdan şehirleri, bazen yeşil bazen kahverengi dağları, binlerce yıllık tarihi ile Fas yolculu… Yok yok, böyle bir yazı olmayacak tabii ki. Daha samimi takılıyoruz biz burada.

Geçenlerde 10 günlüğüne Fas’a gittim. İş için değildi. Çanta sırtımda gezdim durdum yine. Öncelik ile Fas’a gidecekler için biraz teknik bilgi geçeceğim, sonra mevzuya fotoğraflar ile başlayabiliriz.

Fas’a el – magrib derler. Batı demek. Yani batıdaki yer. Arap ülkeleri arasındaki en batıdaki ülke burasıdır.

Bu da sırt çantalarımın içindekiler;

Mutlaka ufak bir dürbün alın yanınıza. Çok keyif veriyor.

Screen shot 2013-08-09 at 1.50.02 PM

 

Öncelikle şu müziği bir açın güzelce. Fas’a ait müzik. Arkada çalsın;

Berberi’ler baya karizmatik tipler.

Bilmeniz gereken en can alıcı şeyler de bunlar:

Fas klasik bir Arap ülkesi değil.  ( Ortadoğu gibi. ) Berberiler, Afrika içlerinden gelenler ve Araplar temel oluşturuyor etnik kimliğe.

Ne olursa olsun, esnaf ile alış-veriş yaparken pazarlık yapın. Bir şeye 250 Dirhem fiyat çekiyorsa, emin olun ki onu satacağı fiyat 80 ile 130 Dirhem arasındadır. Direk 50 Dirhem fiyat çekerse, onu da 25 ya da 30′a bırakır. Taksilerde ise, atıyorum bilmem nereye gideceğiz deyip, akabinde EN FAZLA 25 Dirhem ? diye sorun. O 50 Dirhem dese bile sen 30 de ve yoksa gider gibi yap direk tamam diyor. Çoğu zaman gider gibi yapınca istediğin fiyatı kabul ediyorlar.

Pek çok şehirde siz sokakta dolaşırken yanınıza gelip size bir çeşit rehberlik yapma teklifinde bulunurlar ya da Fez gibi şehirlerde siz zaten kaybolmuşunuzdur, mecburen sokakta birine soracaksınız gitmeniz gereken yeri. Bu tip insanlar çoğu zaman, takıl peşime götüreyim seni der ve asla para istemeyeceğim der FAKAT para istiyorlar. Sakın inanmayın. Bu tip durumlar için cebinizde, 5, 10, 20 Dirhem’ler bulundurun. Bu arada 1 TL, 4.25 Dirhem’dir.

Dükkanların ya da insanların fotoğraflarını çekerken MUTLAKA izin alın ya da çok yetenekliyseniz çaktırmadan çekin ya da 3, 5 Dirhem verin adama. Öyle hayvanat bahçesindeki maymunu çeker gibi bilmem kaç bin km öteden gelip adamın dükkanını veya evini çekmenden hoşlanmıyorlar. Ki haklılar.

Şeriat yok ülkede. Kadınlar istediği gibi giyiniyorlar.

Ülkenin genelinde haş haş üretimi ve satımı illegal ile legal arasında bir şey. Sokakta yürürken, haş haş ister misin diye soran çok çıkar. Ramazan’da gitttim işte, iftarı bile jo ile açıyorlar.

Araplar heyecanlı bir millet, normal konuşmaları bile harala hurala kavga gibi gelebilir size. Korkmayın normal konuşuyorlardır çoğu zaman. Zaten kavga ettiklerinde bir birlerine vurduklarını görebilirsiniz.

Fas Rotam da: Casablanca – Marakeş – Fez – Chefchaoune  - Casablanca’ydı.

Neyse girişelim mevzuya.

Bu arada, fotoğraflar aynı zamanda yeni aldığım FUJIFILM X100S kamerası için de bir inceleme olacak. Bütün fotoğraflar bunun ile çekildi ve sıfır PS edit vardır. Pozlama dahil.

Şimdiden söyleyim, kamerayı alacaklar bu mağazadan uygun fiyata temin edebilirler;

http://www.sirkecifoto.com/

 

Gece uçuşu ile gittim. Ve yine bir havalimanı klasiği, körüğün kapı numarası değişmiş ( Gate ) ve olması gereken gate’de böyle bir manzara. Dikkatli olun bu tip durumlara.

 

DSCF0415

Demiştim ya Araplar genel olarak heyecanlı ve agresifler diye. Daha dakika 1 gol 1 uçakta bağırıp çağırmaya başlayan bir adam. Çok yordu bizi çok.

DSCF0434

 

Casablanca’ya indik. Muhammed V. Havalimanı. Hemen altında Marakeş’e giden tren garı var. Aslında önce Casablanca’nın merkezine, sonra Marakeş’e gidiyor buradan tren. 130 Dirhem Casablanca – Marakeş tren.
DSCF0442

Ve Marakeş. Tren garı Old Town yani benim varmak istediğim asıl mevzunun olduğu yerden biraz uzak. Taksi ile 30 Dirhem’e gidiliyor. Ben yürüdüm. Güzel oluyor çantalar ile yürümek.
DSCF0465

Marakeş tren garı. DSCF0468

Old Town’a girerken seni karşılayan Koutoubia Camii’nin minaresi. Fas’ta minareler böyle.
DSCF0478Hostel’i buldum. Çantaları da bırakıp biraz dinlendim ve sokaklara ilk vuruşum kendimi. Marakeş’in sokakları..

DSCF0490

Souk, çarşı demek.

DSCF0491

Fas’ta dericilik oldukça gelişik durumda. Sanayi olarak değil ama el işi olarak her yerde karşınıza çıkıyor. Bir de bunu kök boya ile renklendirip her bir şeyde kullanıyorlar. Bu deriler de alakasız bir yerde kurumaya bırakılmış.
DSCF0493

Işığı, gölgesi gerçekten çok karakteristik bir yer Marakeş.

Fas’ta İngilizce ile zorlanabilirsiniz bazı yerlerde. Fransızca ve Arapça ile ise çok rahat edersiniz.

DSCF0496

En başta söylemiştim, izin alarak çekimlerde sorun olmuyor diye. Burada da izin almıştım. Marakeş’te çok fazla üretim ve satım var. Tüketim var mı bilmiyorum. Şehir yaşayan bir sinema set ortamı gibi.

DSCF0499Kaybolmuştum. Aslında, Marakeş’te gidilmemesi gereken her yere gittim. Şehrin kuzey doğusuna doğru hava kararmaya yakındı kayboldum. Biraz stresli bir şekilde kendimi bir taksiye attım yine pazarlık ile 25Dirhem’e Jemaa El – Fna’ya ( Old Town Meydanı ) döndüm. Ki hostel’im de, bu meydanın hemen arka sokağında nefis bir yerdeydi.

En iyi keşfetme yöntemi zaten kaybolmak değil midir..

DSCF0517

Jemaa El – Fna.. Yok böyle bir yer baba. Gündüz halini görüyorsunuz bu fotoğrafta. Hava kararınca başka bir şeye dönüşüyor.DSCF0521 İftar vakti. Sokaklarda iftarını yerde, masada açan insanlar var. Bizim gibi 35m’lik iftar sofraları yerine 1 tane Moroc ( Fas ) çorbası 4 tane de Hariri ( Hurma ) ile iftarı açıyorlar. Net. Ramazan’da hassaslar bu arada. Sigarayı, suyu öyle ulu orta cayır cayır içmeyin insanlara karşı. Ayıp. Ama dikkatli biraz saklayarak içerseniz de, size gözleri ve gülümsemeleri ile teşekkür ediyor görenler.

DSCF0526Ve tekrar Jemaa El – Fna. Bir film seti. Buradan ışığı çıkar kandilleri koy, tüpü çıkar odun ateşini koy 1500′lü yıllara direk geri dönersin.
DSCF0533 İftar’dan sonra burası belirli sistematiğe göre yemek alanları açılıyor. Sümüklü böcek, salyangoz, büyük baş sakatat, beyin, dil, damak ya da normal et her şey bulabilrsiniz. Balık ürünlerini tavsiye etmiyorum. DSCF0534 Sümüklü böcek satan bir yer.DSCF0535 Sadece yemek de yok. Sokak tiyatrocuları. İnsanlar izliyor ve sosyalleşiyor. Arapların hitab ve ikna yetenekleri oldukça güçlüdür. Bu konuda kendini geliştirenler yine Jemaa El – Fna meydanında bunu ortaya koyuyorlar. Bu tip tiyatroların fotoğraflarını çekerken dikkatli olun yine. Kolu havada olan adamın yanındaki gibi adam sizi fark ettiği zaman çekinmeden sahne biter bitmez yanınıza gelip para istiyor. Fuji X100S denen kamera, bu tip yerler için mükemmel bir alet. Sessiz, ufak, kaliteli. Tam bir sokak kamerası asla dikkat çekmiyor.

Bu arada bu alttaki fotoğraf 5000 ISO falan olsa gerek.DSCF0545 Jemaa El – FnaDSCF0552 Ben de bir yere çöktüm. Tam önümde de bir tane keçi bir tane sığır kafası var. Haşlanmış tabii.DSCF0554 Bu dükkana mutlaka gidin. Bu alttaki fotoğrafı gösterin ve o dükkanda yemek yiyin. Bazı günler bu dükkanın yerine başka bir dükkan oluyor. Bir gün o, bir gün bu. Fiyat tablosu da orada.DSCF0557 DSCF0559

Jemaa El – Fna’yı izleyecebileceğiniz güzel kafaler. Buraya da çıkıp bütün o ışıkları ve özellikle sesleri içe çekmek 1400′lere doğru çekiyor insanı.

DSCF0561

Majorelle Bahçesi’nin orada bir kafe. Şehrin kuzey batısında surların dışında. Kafası olan bir yer. Yves Saint Laurent de burada epey vakit geçirmiş, ilham almış falan. Neyse, ben wikipedia değilim bunu hep söylerim. Derinlemesine bilgiyi oradan alın, ben hikayeyi anlatıyorum burada.

Bu tip bir kafe bulmak neredeyse zor surların içinde ( old town ). Modern. Bu Majorelle Bahçeleri Avrupa eseri olduğu için yanındaki kafe de böyle oluyor tabii. Çok kazık bir yer haberiniz olsun. DSCF0581 Majorelle Bahçesi..DSCF0591 DSCF0598 DSCF0603Ben Youssef medresesi. Medina denen surların içindeki şehirde. Dünyanın ilk medreselerinden biri. Medrese demek, ilim, bilim, fıkıh eğitimi veren, Kur’an ışığında eğitim dağıtan yatılı okullardır. Çok sağlam bir yer. Mimari açıdan saatlerce hatta günlerce incelenecek bir mekan.
DSCF0618Avlusu ve abdest alma yeri. Kapı da, cemaatin namaz kıldığı yer.

DSCF0619Ufak pencereler, öğrencilerin kaldığı minik odalar.
DSCF0642

Gündüz vakitleri Ramazan’da daha sakin oluyormuş ortalık. Kesinlikle işime geldi bu durum. Bir de aynada ben varım.DSCF0659 Ve yine olay bir yer; Tabakhaneler. Burada kök boya elde ediyorlar. Deride, kıyafette kullanıyorlar. O kadar zor bir işlem var ki orada. Mutlaka gidin. Tabii giderken cebinizde 25-30 Dirhem bozuklukları da hazırlayın önceden size siz istemeseniz de rehberlik edecek kişiye verirsiniz. Keskin bir kokusu var mekanın. Her şehirde bu tip yerler var. Zor çalışma şartları epey. DSCF0664

O kök boyalardan yapılmış deri minder kılıfları.DSCF0667 Güzelce yorulduktan sonra hostel’e gitmek yok öyle. Old Town’un dışına atıyorum kendimi. New Town diyebiliriz buraya. Bambaşka bir yer. Tamamen. Modern, düzenli, sağlam fakat SIKICI.

Bu New Town’u gördükten sonra aklıma gelen ilk soru; burayı böyle düzenli ve şık yapabilen bir sistem neden Old Town’u bu kadar keşmekeş ve kaos içinde bırakıyor ?

Cevap; Fas’ı Fas yapan şehirler bu sayede ayakta duruyor turizm için. Ve bu şekilde eşsiz oluyorlar.

DSCF0669

New Town’un göbeğinde çimlere çimdikten sonra günü batırıyorum. Bu da bir otel. 15 yıldızlı.DSCF0674 Bu da benim kaldığım fakirhane. Hostel’im. Adı Rainbow Hostel. Şiddetle tavsiye ediyorum. Yeri ve özellikleri pek iyi.DSCF0680 O gösterdiğim yukarıda olan kafelerden Jemaa El – Fna manzarası. Yılan oynatıcılar, kör gözlü dilenen çocuklar, takla atan maymunlar, atlar, eşşekler.. Merhaba 1500′lü yıllar.DSCF0689 Meydanın solu yani Old Town’un girişi. Sağ taraf meydan.DSCF0691 Meydanın sağı. Benim hostel de, saat 2 yönünde 2. arka sokakta.DSCF0696 Bu sefer, biraz daha iddialı olup sakatat olayına girdim. Jemaa El – Fna da yine bu yemek yeri. Genellik ile el ile yeniyor burada yemekler. Peçete verilmez. Kağıdı sabunlu sıcak suya batırıp verirler sana ve daha iyi temizler ıslak mendilden. DSCF0701

Bu dükkan önceki dükkan ile aynı yer. Ama dediğim gibi bir akşam o açıyor bir akşam bu. 15 numara olsa gerekti bu dükkan.DSCF0705Çok heyecanlı, neşeli ve hareketlenme katsayıları yüksek bir millet demiştim. Kafalamışlar bir turisti eğleniyorlar.
DSCF0714

2Pac.DSCF0721ATM’de para çeken bir çift ayakkabı ve bir çanta.
DSCF0733 Meyve suları çok popüler. Gün içinde mutlaka 2 tane atın. Günlük vitamin. DSCF0735

Marakeş’in güney batı bölgesinde yer alan Mellah’ta bir Sinagog. Mellah Yahudi mahallesi demek. Yüzyıllardan beri Yahudi’ler bu tip Mellah’larda yerleşmişlerdir. Tabii ki şehrin her yerindeler ama evleri bu bölgede genelde.DSCF0766

Fenerbahçe ? Kardeşimsin. Beşiktaşlı’yım.
DSCF0795

Aynadan, ben ve o.DSCF0796

Jemaa El – Fna’daki en popüler kafelerden biri. Cafe de France. Sömürge esintileri. Güzel ve rahat bir mekan. Burada mutlaka Tea Mint için. Naneli çay. Zaten en yerel içecekleri bu. Mutlaka deneyin. DSCF0807

Benim masa. Naneli çayın nanesi kalmış.

DSCF0815Fez’e giden gece otobüsüne binmek için Old Town’dan çıkıyoruz. Teravih namazını Koutoubia Camii’nin avlusunda kılanlar ve onları koruyan polisler.
DSCF0854Fez’deki hostelimin avlusu.
DSCF0878Fez’in sokakları.. DSCF0884 DSCF0879 DSCF0889 Fez’de bir başka medrese. Qarawiyine Medresesi. Çok iddialı bir yer daha. Bir dış avlu duvar detayı.DSCF0896Namaz kılınan alanın kubbe içi. Ahşap.
DSCF0899 Avlusu. Ortadaki de yine abdest alma yeri.DSCF0902 Bu Fez bir garip yer. Neresinden nasıl başlayacağımı bilmiyorum. Alacalı bulacalı bir şehir..DSCF0909

Bir şehirde 9400 tane sokak olur mu arkadaş! Old Town’undan bahsediyorum. Dünyada eşi benzeri olmayan bir şehir. Bir keresinde tam 25cm eninde bir sokağına girmiştim. 25cm eni olan bir sokak.. UNESCO korumaya almış tabii ki.

Ben de Napoli’yi bir şey zannediyordum bu konuda..
DSCF0914

Çetin pazarlık savaşları. DSCF0920

 

Fez’in güney doğusu.

DSCF0926 Detay.DSCF0936 El işi çok fazla var Fez’de.

Fez, Marakeş’e göre daha fazla zanaatçılar ve estetik ile dou bir yer. Çok fazla sayıda el işi üretim var. Hem sanat – estetik kaygısı ile yapılmış hem de satılabilir şeyler.

Mesela bu alttaki. Gün içerisinde gelip geçerken yapıyor ve hemen yan tarafında da bitinleri satıyor. Her yer böyle Fez’de neredeyse.

Peki soru şu; bu kadar alım gücü var mı gerçekten bu insanların ? Ya da bu kadar fazla tüketim manyağı turist mi geliyor bu şehirlere ? DSCF0951

Bu adam bir efsane. 24 yıldır bu işin içinde. 9 yıldır da bizzat kendi yapıyor bunları. Bu video’yu izleyin: http://instagram.com/p/ccRD7jJ2QS/

Pazarlık pek kabul etmiyor. Seffarine meydancığından, Chouwara Tabakhanelerine doğru giderken, sağ tarafta ufak bir dükkanı var.

Tabakhanaler mükemmel kokuyor bu arada söylemeyi unuttum.

DSCF0962 Fas’ta yerleşik olan bir durum; Fransız krosan şeyleri. Evlerine alış-veriş yapan insanlar. Bab Rcif tarafları.DSCF0967

Fez’de kaldığım hostelden Muhammed. Naneli çay döküyor bardaklara iftar sonrası. Orada çay böyle dökülür.

Hostelin adı, Dar El Yasmine. Tavsiye edilir. Yeri çok çok iyi.

Fez’de bellir bir saatten sonra akşam 10 falan şehrin güneylerine ve ıssız yerlerine KESİNLİKLE gitmeyin. Pek çok hoş olmayan hikayeler dinledim yaşayanlardan. Benim de cüzdanım falan çalındı. Ah o bol dumanlı berberi kafeleri..

Cafe Clock ve Cafe Sahara diye iki tane mekan var turistlerin akşamları takıldığı. Cafe Clock hele, epey orjinal bir yer. Gidin.

Genel olarak Fez garip bir yer. Çok garip.

DSCF0999 Sabah 7.30′da Chefchouen’e giden otobüse bindik. Otobüsleri MUTLAKA CTM şirketinden alın. 5 saat kadar yolculuk ve sonra bu tank gibi Mercedes’e bindik şehrin içine doğru.DSCF1009

 

Şehrin girişinden, Chefchouen. Çok leziz bir mekan. Bu fotoğrafta, şehrin arkasındaki o yeşil dağlara iyi bakın. İşte oralar hep haşhaş tarlası. Gerisini siz düşünün..DSCF1012

İlk kaldığımız hostel’in terasından. Arap ülkelerinde genel olarak bir teras kültürü vardır. Kiremit çatılar yoktur pek. Bu hostel’in adı, Riad Baraka. Çok kıl bir İngiliz anne ve çocuk tarafından işletiliyor. Kendini Londra Ulusal Müzesi’ndeki gibi tedirgin hissetsen de, epey şık bir yer.

Orada 1 gece kaldıktan sonra, DADICILEF hostel’ine geçtim. Burada kalın mutlaka.

DSCF1014

Yine ben ve Fuji X100SDSCF1021 Bu Chefchouen, Marakeş ve Fez’den sonra müthiş geldi. Akdeniz’e yakın, ülkenin kuzeyinde. İnsanları daha huzurlu, daha sakin. Daha çok gülümsüyorlar. Para almadan yer yön bilgisi veren, sohbet eden insanlar da var. Daha yeşil daha mavi. DSCF1035 Chefchouen sokakları. Her seferinde yanlış yazıyorum gibi geliyor şehrin adını da idare edin artık. DSCF1046 Köpecik.DSCF1049 DSCF1052

 

İşte böyle mavi şirinler köyü gibi bir yer.. Zamanında o kadar haş haş’tan sonra tutmuş biri maviye boyamış oracıkta bir yeri sonra herkes o kafadan devam etmiş gibi.. MUTLAKA gidin.
DSCF1055 DSCF1063 Plaza ( Meydan ). DSCF1079Old Town’un tam ortasındaki Plaza’daki Camii’yi arkanıza verdiğinizde, saat 1 yönünde bu çocuğun çalıştığı bir kafe var. Burada takılın edin.

Fotoğraftaki çocuğu diyorum Mohammed. Kendi yaptığı minik yağlı boyayı bana satmadan önce imzasını atıyor. İspanyol omletleri de güzel yapıyorlar. DSCF1080 Muhammed’in yaptığı diğer minik işler.DSCF1081 Bu yolculukların da en güzel yanı; kalabalık oluyorsun ve sohbetlere giriyorsun farklı dünyalar ile. Bu da geride kalan naneli çay bardakları sohbet masasından..DSCF1104 Ve bir sanatçı. David Arbus. Almış başını buraya gelmiş. İlham veriyormuş bu şehir ona bir de para kazanıyor yaptığı baba gibi yağlı boyaları otel ve restaurantlara satarak.

Ailesel sıkıntılar yaşamış, dertli bir şekilde gelmiş. 1 ay daha kalıp dönerim diyordu. Neticede nispeten ne kadar daha rahat bir yer olsa da Chefchaoune, sanatın gelişmesi için kültürel bir alt yapısı ile birlikte bir bakış açısı gerekli. Bunun eksikliğinden İspanya’da bir yerlere gidecem diyordu.

Bu da, David hakkında bir haber: http://www.nytimes.com/2007/06/03/nyregion/nyregionspecial2/03arbusli.html?_r=0

DSCF1107

Chefchouen sokakları..DSCF1121

Su. Bu şehirde su var. Ve suyun değiştirdiği insanlar var. DSCF1124 DSCF1136 Plaza. Yine bir hır gür mevzusu. DSCF1141 Tadı damağımda kalarak ayrıldım Chefchouen’den. Belki yakında şöyle bir hafta on gün kaçabilirim yine oraya.

Ve sabah 07:00 otobüsü ile – tabii ki yine CTM – Casablanca’ya geçtim.

Eşyaları bırakıp, dinlenip Ain Diab’a attım kendimi taksi ile. Yürümeye kalkmayın, Medina’dan ( old town ) epey uzak. Günlerdir 1500′lü yıllarda yaşadıktan sonra, birden modern hayata geçmek sarsmadı değil.

Ve tabii ki Starbucks. Bazıları Gezi olaylarından dolayı sevmiyor fakat 31 Mayıs gecesi beni ve arkadaşımı gaz bombalarından korumak için içeri alan da onlardı.
DSCF1157

Ain Diab bölgesindeki Morocco Mall denen yerin içinden bir havuz. AVM’lerden kaçmayaçalışırken yine geldik bir AVM’nin kucağına.

DSCF1160

Morocco Mall’un sahile doğru olan tarafı.DSCF1175Casablanca bana Beyrut’u andırdı. Korniş denen up uzun bir sahili ve burada kendini spora vermiş koşu yapan insanlar. Okyanus havası harekete geçiriyor tabii.DSCF1196

Casanblanca’nın Okyanu sahili. Atlantik sahili. İlk defa Okyanus ile temas ettim burada. Gündelik Gel-Git’den dolayı, gündüzleri 40m kadar genişlikte bir ıslak kumsal alan kalıyor insanlara. Gün içinde burada genellikle futbol oynuyorlar ya da ata biniyorlar.

Atlantik kafaları..
DSCF1221 DSCF1231 DSCF1243

 

Hayatımda gördüğüm en güzel gün batımlarından biriydi burası. Casablanca’nın gördüğüm diyer yanlarını çöpe at, burası kalsın bana yeter.DSCF1261

İftar vakti sahildeki cadde. Fas’ta İslami ritüellere bağlılık yüksek. Fakat, okuyun, çalışın, gelişin kısımlarını kaçırmış gibiler dinin.DSCF1265

Casablanca’daki kaldığım odadaki yatağım. Burada normal Hotel’de kaldım. Hostel değil. Burada hostel yok zaten. Hotelin adı: Hotel Centrale. Tavsiye edilir.

DSCF1272

Hotel’den çıkış yapıp başladığım yere Muhammed V. havalimanına gitmeden önce lobide.DSCF1276

Casablanca’nın ana caddesi ve modern meydanı.
DSCF1286Hem gündüz hem de Ramazan’dan dolayı pek çok yer kapalı Casablanca’da. Haberiniz olsun.

Bu Casablanca, pek gereksiz bir şehir bir turist için. Yani özel bir nedeniniz yoksa tavsiye etmiyorum. En başta 3 günüm vardı burası için, gezinin içinde sadece 18 saat kalmıştı geriye burası için. O da uyumak ve uçağa binmek için.

Neden mi gereksiz ? Çünkü, ne modern ne değil. Ne Medina’sı ( Old Town ) şık ne de çok orjinal. Karakteristik yanı pek yok yani.
DSCF1301 Ve o eski tank gibi bir Mercedes taksiye atlayıp havalimanına doğru.. Şehrin merkezinden 35dk kadar sürüyor ve pazarlıksız sabit fiyat 250 Dirhem. DSCF1315

Yine modern şeyler ve yine kapital sistem. DSCF1321

AirArabia ile gidip geldim. Tavsiye edilir.

Fuji X100S için bir kaç not: Tam zamanlı profesyonel fotoğrafçılar için mükemmel bir hobi kamerası. O kadar ağır aletlerden sonra, bu kadar minik, hafif ve kaliteli bir alet çok iyi geliyor.

Renk algısı ve teknolojik özellikleri epey iyi. Lens iyi. Netleme hızı, iyi DSLR lenslerden biraz yavaş. ISO performans, efsane. Malzeme kalitesi iyi. Alınır yani kısaca.

DSCF1330

5 saat sürüyor İstanbul – Casablanca. Güzel manzaralar veriyor yol boyunca Kuzey Afrika ve Akdeniz.

Bu yolculuk da burada biter.. Fas güzel şeyler kattı her geçen gün de yeni hisler doğacak içimde bundan eminim.

 

DSCF1342

 

Yolculuktan biraz daha fotoğrafa bakmak isteyenleri aşağıdaki Flickr galerisine alalım;

http://www.flickr.com/photos/leventkopuz/collections/72157621634548063/

( son 4 şehir. )

 

Yeni rotalarda görüşmek üzere.

Levent.